1951`de İstanbul`da doğdu.1967`de İstanbul Kız Lisesinden,1972`de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesinden mezun oldu.Sanatçının eserleri yurt içinde ve yurt dışında resmi ve özel kolleksiyonlarda Kültür Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İş Bankası, Etibank ve New York Türk Evi`nde bulunmaktadır. Halen çalışmalarını Asmalımescit`deki atölyesinde sürdürmektedir.
1984 Talens Resim Yarışması, Mansiyon 1983 5. Altın Palet Başarı Ödülü 1977 DYO Onur Belgesi 1976 Ankara Sanat Resim Ödülü 1975 Intercontinental ve Etap Otelleri Gravür Yarışması
Sanatçının Hakkında Metinler
Genç kuşak sanatçılarından Demet Yersel dört yıllık bir aradan sonra yeni çalışmalarını Parmakkapı İş Sanat Galerisi`nde ortaya çıkardı. Önceki dönemde insan-doğa ilişkileri üzerinde yoğunlaşan Yersel, figür anlatımı üzerinde derinleşmek isteyen ve titiz bir gözlem, etüd birikimini içeren figür düzenlemeleriyle ilgimizi çekmişti. Yeni sergide "Arka Bahçe", "Balıkçılar", "Plajda İnsanlar" ve çocukluk anılarına ilişkin birkaç imgesel düzenleme arasında özellikle "Ana ve Çocuk" temasında geliştirilen düzenlemelerde figür anlatımı nitelikli bir düzeye yönlendirilmiş. Yersel`in yakın çevre gözlemlerine dayanan yumuşak leke örgüleri içinde ölçülü bir içmekan ışığıyla aydınlanmış insan yüzlerinde psikolojik özellikler de anlamlı bir duyarlıkla saptanabiliyor. Kendi portresiyle çevresinden seçtiği figür gruplarında yüz anlatımlarını gittikçe ön plana çıkaran bu seçeneği, yakın bir gelecekte güçlü bir portre olgusuna dönüşebilecek bir yeteneği açıklıyor.Ahmet Köksal Milliyet Sanat 15 Ocak 1987
Demet Yersel Resminde İnsan Manzaraları Pekçok bakımdan irdelenmeye değer bir ilginç olgudur, sanatsal etkinliklerini izleyegeldiğimiz kadın sanatçılarımızın hem de çok büyük bir bölümünün Bedri Rahmi Eyüboğlu çıkışlı olması, Naile Akıncı`dan, Leyla Gamsız`dan bu yana.. Nedir, nedendir bu tılsımlı oluşum.. Elbette gizemli bir yanı olmasa gerek, bir coşkunun paylaşımıdır esasta. Sevgi dolu yüreklerde günlerin, mevsimlerin, lodosu poyrazıyla İstanbul`un coşkusuyla ve insan sevgisiyle, bir başka bakışla kucaklanışıdır belki de evrenin... İşte bu öğrencilerden biridir Demet Yersel.. Doğal yaşantısı içinde, çoluk çocuk ve eş olayları yanısıra hiçbir zaman kopmamıştır, kopamamıştır resimden.. Kişisel sergilerinin sayısı onbeşi bulurken ve yanısıra neler olup bittiğinin, sanat evreninde nerelere gidildiğinin, nelerle nelerin bağdaştırıldığının hep bilincinde olmak istemişiir. iyi bir izleyici, elbette gözlemcidir. Bu gözlemciliğini resminde kuşkusuz ki fazlasıyla farkederiz. Ne var ki Demet Yersel diğer arkadaşlarından tümüyle ayrılan bir nitelik gösterir. Aynı eğilimden geçmiş aynı kuşak sanatçıları arasında pek çoğu Gül Derman`dan, Türkan S. Rador`a, Birim Bozok`a değin çOğunlukla doğa ve özellikle istanbul pittoreskine yakınlık gösterirlerken Demet Yersel`in ilgisi yalnızca insana yönelmiştir. Sanatçı daha çok bir durum resmi peşinde gibidir. Üçlü beşli gruplarla, hatta arka planda silüetlerle gündeme getirdikleriyle birlikte sanki rönesans dönem; kompozisyon bütünlüğünü hatırlatır gibidir. Dediğim gibi üçlü beşli, hatta daha kalabalık gruplarla. piano çalıp şarkı söyleyenler, bir masa çevresinde toplananlar gibi gruplara yöneltirken çoğu deta gözlemini ve anlatımını bir baş kişi koyuyor, genelde ortaya yerleştirerek ve bakış yönünü ve anlatım örgüsünü ona yönlendirerek. Zaten bütünlüğü bozacak ayrıntıları hep geri planda tutuyor. Renkleri de tabii ister istemez yalınlıkdan yana.. Kişiler hep tarafsız davranma çabasında gibi ama insani niteliklerini yansıtmaktan da uzak değiller; ayrıca yer yer "humour" da onun resmine pek yabancı kalmıyor. Evet, resminin ekseninde insan var Demet Yersel`in, yaşadıkları ve yaşayacakları ile, hüznü ve sevinçleri ile, beraberlikleri ve iletişimsizlikleri ile.. Doğal ki insan olunca ilgi merkezi sanatçının portre de giriyor gündeme, bazen bağımsız, bazen beraberlikler içinde ruhsal belirlemelere ve çağrışımlara açık olarak. Kuşkusuz ki daima içtenliklerini koruyarak. İşte bu sergide izleyeceğimiz resminde Demet Yersel bize insanoğlunun sosyal konumunu ve psikolojik yapısını sergiliyor; yalın, ayrıntılardan arındırılmış bir bütünlük içinde. Abdülkadir Günyaz