<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çekirdek Sanat &#187; Genel Kültür</title>
	<atom:link href="http://www.cekirdeksanat.com/category/p/genel-kultur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cekirdeksanat.com</link>
	<description>sanat, haber, güncel, eğlence</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 23:41:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Burberry çanta</title>
		<link>http://www.cekirdeksanat.com/burberry-canta.html</link>
		<comments>http://www.cekirdeksanat.com/burberry-canta.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 02:47:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta 2012]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta 2012 modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Burberry çanta modelleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cekirdeksanat.com/?p=530</guid>
		<description><![CDATA[Burberry çanta Kendine özgü ekose deseni, Burberry çantalarında en çok kullanılan modeldir. Burberry çantaları dünyanın en çok taklit edilen aksesuarı olmasına karşın, şirketin tanınırlığı aslında trençkotlarıyla oldu. Thomas Burberry tarafından... <span class="meta-more"><a href="http://www.cekirdeksanat.com/burberry-canta.html">Read more &#187;</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cekirdeksanat.com%2Fburberry-canta.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>Burberry çanta</p>
<p>Kendine özgü ekose deseni, Burberry çantalarında en çok kullanılan modeldir. Burberry çantaları dünyanın en çok taklit edilen aksesuarı olmasına karşın, şirketin tanınırlığı aslında trençkotlarıyla oldu. Thomas Burberry tarafından icat edilen bu desen Burberry çantaları simgeleştiriyor ve diğer bütün çantalardan ayrılmasını sağlıyor. Aynı desenle spor, abiye, günlük olarak üretilebilen ünlü Burberry çantaları herkesin hayalini süsleyen , “param olsun ilk alacağım listesi”ne eklenen maddelerdendir. Kraliyet sertifikası verilen marka, İngiliz soylularının ellerinden düşürmedikleri Burberry çantalarıyla İngiltere’nin simgesi haline gelmiş bir markadır.</p>
<p>Burberry çantalarının dış tarafının deriden olanları, iç astarlarında mutlaka yine aynı simgesel deseni taşırlar. Bulamadığınız her Burberry çantayı kendi resmi sitesinden alabilirsiniz. İnternetten alışveriş yapıp kapınıza kadar gelen bu olanaktan faydalanıp, istediğiniz, hatta birçok yerde göremediğiniz bir çok Burberry çanta modelini de bu sitede sayesinde alabilirsiniz.</p>
<p>Burberry çantaları şirketin yaptığı sözleşmeler doğrultusunda sadece kendi mağazalarında değil, 3 şirketlere verdiği imtiyazlar dahilinde satışa sunulmuştur. Burberry çanta alırken , yanında verilecek sertifikasını, müşteri hizmetlerinden kontrol ettirerek , onca para saydığınız Burberry çantanızın orijinalliğini kontrol edebilirsiniz. Bir çok lüks markada olduğu gibi Burberry çantalarında piyasada bir çok taklidi ve benzere çok yakın imalatları var. Ben bu deseni seviyorum markası çok da önemli değil diyorsanız, taklitlerinin bile çok para ettiği Burberry çantalarının indirimlerini takip ederek bir tane de siz alabilirisiniz.</p>
<p><a title="burbery çanta modelleri" href="http://www.cekirdeksanat.com/burberry-canta-modelleri.html">Burberry çanta modelleri</a> için tıklayınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cekirdeksanat.com/burberry-canta.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>elle ayakkabı</title>
		<link>http://www.cekirdeksanat.com/elle-ayakkabi.html</link>
		<comments>http://www.cekirdeksanat.com/elle-ayakkabi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 02:28:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[elle ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[elle ayakkabı 2012]]></category>
		<category><![CDATA[elle ayakkabı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[elle ayakkabı istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[elle ayakkabı mağazaları]]></category>
		<category><![CDATA[elle ayakkabı nerede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cekirdeksanat.com/?p=515</guid>
		<description><![CDATA[Elle ayakkabıları her ne kadar kalitesi ve model içeriğiyle İtalyan ya da Fransız tarzını yansıtsa da aslında İstanbul’lu bir firma. 1977 den bu yana tüketiciye farklı model ve seçenekleriyle feminen... <span class="meta-more"><a href="http://www.cekirdeksanat.com/elle-ayakkabi.html">Read more &#187;</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cekirdeksanat.com%2Felle-ayakkabi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Elle ayakkabı</strong>ları her ne kadar kalitesi ve model içeriğiyle İtalyan ya da Fransız tarzını yansıtsa da aslında İstanbul’lu bir firma. 1977 den bu yana tüketiciye farklı model ve seçenekleriyle feminen ,spor ve elegant seçimler sunan Elle ayakkabıları, farklı şehirlerde açtığı bir çok mağaza ile müşterilerine ulaşıyor. Elle ayakkabılarına internet sayfasındaki e-satış modülünden faydalanarak da satın alabiliyorsunuz. Ayakkabının internetten alınma işi riskli olsa da Elle ayakkabılarının kalıpları tam olarak bayan ayaklarına göre tasarlanmış ve esne paylarıyla , internetten yapacağınız siparişlerde de memnun kalırsınız.<br />
<a title="elle ayakkabı" href="http://www.cekirdeksanat.com/elle-ayakkabi.html">Elle ayakkabı</a>larının her çeşidinde kullanılan deri ve sağlam malzemeler, müşterilerin ürünleri uzun zaman giymelerine imkan tanıyor. Ucuzluk zamanında Elle ayakkabılarının klasik, hiçbir zaman modası geçmeyecek bir modelinden   mutlaka alıp gelecek sezon ayakkabı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Gerçi kadınlar için ihtiyaç kelimesi ayakkabıyla birleşince , kadınlar için anlaşılmaz bir ikili haline gelir. Kadınlar ihtiyacı olduğu için değil, beslendikleri için alırlar ayakkabıları. Bu beslenme tarzını çok iyi bilen Elle ayakkabı üreticileri, her sezon kadının ruhuna hitap eden, dikkatini çeken modeller piyasaya çıkarıp, sonu gelmeyen ayakkabı çılgınlığına bir yenisini daha eklememize sebep oluyorlar.</p>
<p>Müşterilerine satış sonrası hizmette sunan  Elle ayakkabı, kullanım hatalarından sayılmayan her türlü kusuru kabul edip, tüketici dostu bir tavır sergiliyorlar. Her aldığınız Elle ayakkabıyı daha uzun süre ve temiz kullanmanız için kutularının içinde size kullanma talimatlarını içeren bir bilgi veriyorlar. Islanan  Elle ayakkabılarını kesinlikle kaloriferin ya da güneşin altında kurulmamalısınız, kuru bir bezle silerek arındırmalısınız. Deri olanlar ise mutlaka natürel bir cila ile cilalanmalı, nubuk ve süet olan Elle ayakkabılarınızı yağmurlu günlerde kullanmamalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cekirdeksanat.com/elle-ayakkabi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hannah Montana</title>
		<link>http://www.cekirdeksanat.com/hannah-montana.html</link>
		<comments>http://www.cekirdeksanat.com/hannah-montana.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 14:45:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Hannah Montana]]></category>
		<category><![CDATA[Hannah Montana dinle]]></category>
		<category><![CDATA[hannah montana oyunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cekirdeksanat.com/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Hannah Montana, Amerika Birleşik Devletleri’nde 24 saat yayın yapan Disney Channel’da en fazla ilgi gören yapımlardan bir tanesidir. Disney Channel ilk zamanlar hedef kitlesi olarak 3 yaş üstü çocukları seçse... <span class="meta-more"><a href="http://www.cekirdeksanat.com/hannah-montana.html">Read more &#187;</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cekirdeksanat.com%2Fhannah-montana.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>Hannah Montana, Amerika Birleşik Devletleri’nde 24 saat yayın yapan Disney Channel’da en fazla ilgi gören yapımlardan bir tanesidir. Disney Channel ilk zamanlar hedef kitlesi olarak 3 yaş üstü çocukları seçse de, zaman içinde programların içeriğini değiştirerek, Hannah Montana ile yaş ortalamasını daha üst sınırlara çıkarmıştır. Hannah Montana dizide aslında çift yaşamı olan bir genç kızıdır. Herkes gibi okula giden, arkadaşları ve ailesi ile normal bir yaşantı süren 16 yaşında bir genç kız Miley ve son derece ışıltılı bir hayatı, son moda giyisileri ve trend bir tarzı olan Hannah Montana arasında gidip gelmektedir. Okulda arkadaşları onu Milley olarak tanısalar, ikinci kişiliği dünyaca ünlü pop star Hannah Montana’yı bilmemektedirler.</p>
<p>Hannah Montana menajeri olan babasıyla birlikte dünyayı dolaşır, yine babasının bestelediği müziklerle hayranlarını eğlendirirken aslında bu kadar ünlü, şan , şöhret sahibi olmaktan sıkılmış, normal bir genç kız gibi yaşayan Miley’li yaşamını daha çok sevmektedir. Miley , Hannah Montana ile aslında her genç kızın, her çocuğun hayallerini süsleyen göz kamaştırıcı bir hayatı yaşamaktadır. Popüler kimliklerin en yakın arkadaşı olmak, şık ve konforlu limuzinlere binmek bu hayatın getirileri olsa da ,Miley, Hannah Montana olmaktan çok, sıradan bir yaşantı süren herhangi bir genç gibi olmayı istemektedir.</p>
<p>Konusu, içeriği ne olursa olsun aslında Hannah Montana’nın arkasında dünya devi bir şirketinin muazzam bir pazarlama stratejisi bulunuyor. Hannah Montana resimleri kıyafetlerin, nevresim takımlarının, kırtasiyelerin bile üzerine basılıyor. Telif hakkı ve tescili Disney şirketine ait olan bu kahraman, her alanda kendisine hizmet veren insanlara para kazandırıyor. Bu pırıltılı hayatı çok fazla önemsemiyormuş gibi gözüken Miley , itilip kakılan, isteklerine ulaşmak için çaba sarf eden bir genç kız olsa da, diziyi izleyen çocuklar ve genç kızlar tabi ki şahane bir hayatı olan, zenginlik ve refah içinde yaşayan Hannah Montana gibi olmayı, yaşamayı düşlüyorlar. Şirket suçlamalar doğrultusunda “normal bir hayatın daha kolay olduğunu ve doğru olduğunu” anlatmaya çalışıyoruz diye basın toplantıları yapsalar da , basılan ve ikon haline getirilen kahramanın Miley değil de Hannah Montana olduğu gerçeğini herkes görebiliyor.</p>
<p><iframe width="500" height="281" src="http://www.youtube.com/embed/vmKsCMgROCQ?fs=1&#038;feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>İşte bu noktada çocuklar için doğru kararları verebilecek, bilinçli ailelerin devreye girmesi gerekiyor. Sınırlı izleme ve takip etme seçeneğiyle çocukları bu hayal dünyasından çıkarmak, her şeyi elde edemeyeceğini anlatarak, Hannah Montana ve benzeri dizilerde doğrunun ve yanlışın altını çizerek, sürekli tüketmek yerine , üretmeyi de amaçlayan bir gençlik yetiştirmemiz gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cekirdeksanat.com/hannah-montana.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır surları</title>
		<link>http://www.cekirdeksanat.com/diyarbakir-surlari.html</link>
		<comments>http://www.cekirdeksanat.com/diyarbakir-surlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 22:29:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır surları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır surları hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[keçi burcu]]></category>
		<category><![CDATA[nur burcu7]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cekirdeksanat.com/?p=285</guid>
		<description><![CDATA[Diyarbakır surları Derler ki dünyanın gelmiş geçmiş en uzun surları Çin Seddi’dir. İkincisi Antakya’da, üçüncüsü İstanbul’da, dördüncüsü Diyarbakır’dadır. Oysa onların çoğu Diyarbakır Surlarının gölgesinde kalır. Diyarbakır surların diğerlerinde olmayan bir... <span class="meta-more"><a href="http://www.cekirdeksanat.com/diyarbakir-surlari.html">Read more &#187;</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cekirdeksanat.com%2Fdiyarbakir-surlari.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Diyarbakır surları</strong></p>
<p><a href="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/diyarbak%C4%B1r-surlar%C4%B1.png"><img class="alignnone size-full wp-image-286" title="diyarbakır surları" src="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/diyarbak%C4%B1r-surlar%C4%B1.png" alt="diyarbak%C4%B1r surlar%C4%B1 Diyarbakır surları" width="320" height="251" /></a></p>
<p>Derler ki dünyanın gelmiş geçmiş en uzun surları Çin Seddi’dir. İkincisi Antakya’da, üçüncüsü İstanbul’da, dördüncüsü Diyarbakır’dadır. Oysa onların çoğu Diyarbakır Surlarının gölgesinde kalır. Diyarbakır surların diğerlerinde olmayan bir çok üstünlüğü vardır. Çünkü o surların hiçbiri bu denli yüksek ve heybetli değildir; hiç biri yazıtları ve burçlarıyla bu denli zengin ve görkemli değildir. Surlar yüzyıllar boyunca Diyarbakır’a kanat germiş, onu çepeçevre sarmış-sarmalamış, koruması altına almıştır. Geçmişin geleceğe aktarılmasını sağlamıştır. Tarihi geleceğe bağlayan “açık hava müzesi” dir adeta.</p>
<p>Üzerinde yükseldiği bazalt platonun şekline kurulmuş olan ve tepeden bakıldığında bir kalkan balığına benzeyen Dışkale, çağlar boyunca yönetim merkezi olarak işlev üstlenen İçkale ile ahenkli bir biçimde oluşturur. Günümüze ulaşan Diyarbakır surlarının uzunluğu yaklaşık olarak 5.5 km’dir ve 1700’e ve 1300 metrelik bir alanı kuşatır. Surlar üzerindeki 82 burç bedenleri birbirine; dört ana kapı ise eski Diyarbakır’ı dünyanın dört bir yanına bağlar.</p>
<p>İçkale’ye eklenerek genişleyen Dışkale surlarına ilk taşların 346-349 yıllarında Roma İmparatoru II.Constantinus döneminde konulduğu tahmin ediliyor. Daha sonra bölgeye egemen olan Bizanslı, Abbasili, Mervanlı, Selçuklu, Artuklu, İnallı, Nisanlı, Eyyübi, Akkoyunlu ve Osmanlılar; Romalıların koyduğu taşların üzerine yeni “taşlar” koymuşlarsa da, kültürlerin birbirinin üzerinde yükselmesi Diyarbakır surlarının temel mimari karekterini bozmamıştır. Ancak her kültür, surlara kendi kimliğini nakşetmeyi ihmal etmemiştir. Özellikle burçlar üzerinde yer alan değişik dillerdeki yapım ve onarım belgeleri olan yazıtlar ve güneş, yıldız, çift başlı kartal, aslan, kaplan, boğa, at, akrep gibi evrenden ve doğadan öykünülen kabartma motifler ve kültürlerin “düş”lerinin “taş”lara nakşedilmesidir.<br />
Surları savunmanın bir nesnesi olarak yükselirken; yazıtlar ve motifler ise, bu kültürlerin kimliklerini ve sanatsal düzeylerini bir mesaj olarak çağlar ötesine taşıyan ve “kimlik kartı” sayabileceğimiz birer simgedir. Adeta silahın yada savunma gücünün önüne geçerler.</p>
<p><strong><em>“Surlar üzerindeki kabartmalar, burçların mimari biçimi başlı başına ayrı bir konudur. Savunma kadar belki de savunmadan önce, güzel görünüm birinci planda gelmektedir.” </em></strong><br />
Prof.Dr. Metin SÖZEN.</p>
<p>Sur duvarları yaklaşık 10-12 metre yükseklikte, 3-5 metre genişliktedir. Bugün ayakta kalan sur duvarlarının ön kısmında bazalttan yapılmış bir duvarın ve bu iki duvarın arasında bir hendeğin olduğu kayıtlardan bilinmektedir. Ve de bu yapıların izleri günümüzde Fiskaya ve Mardinkapı’da görülmektedir. 1930’lu yıllarda sur içindeki kentin “hava alması” için surların yıkılması yönünde bir görüş oluşur. Kent valisi surları birkaç noktadan yıkmaya çalışır. 1932 yılının Nisan ve Mayıs aylarında Diyarbakır’ı ziyaret eden arkeolog Prof.Dr. Albert Louis Gabriel’in ve kent aydınlarının ısrarlı çabaları sonucu surların yıkımı engellenir. En az surların yapımı ve onarımını üstlenenler kadar adı şükranla anılması gereken Prof.Dr. Albert Louis Gabriel, bu yıkımın önüne geçebilmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na bir raporla başvurmuştur.</p>
<p>Diyarbekir’in müstahkem suru , tarihi ve arkeologya noktasından olağanüstü bir öneme haizdir. Sadece inşaatındaki teknik ve teşkilatının tespitinde gösterilmiş ustalık değil, fakat kitabelerinin olağan üstü zenginliği itibariyle de Türkiye tarihinin canlı bir sahifesi gibidir. Halbuki herkesçe bilindiği üzere, yerel makamlar bunun dinamitle yıkılmasına karar vermiş ve bu kararın uygulamasına başlamışlardır&#8230;” Prof.Dr. Albert Louis Gabriel<br />
20. yüzyılın son çeyreğinde ise, köyden kente göçün ve kentlerde kurulmaya başlayan plansız yeni yaşam biçiminin bir sonucu olarak ortaya çıkan çarpık kentleşme , pek çok kültürel varlığı gibi Diyarbakır surlarında da büyük bir tahribata yol açmıştır.</p>
<p>“Diyarbakır Surları tarihin bize mirası ve emanetidir. Bu kültürel değeri, insanlığın ortak kültür mirasını korumak hepimizin görevi olmalıdır.” Prof.dr.Halil Değertekin</p>
<p>Zaman içinde insan ve doğanın yol açtığı her türlü tahribata karşı direnmeye çalışan Diyarbakır surları için; Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı’nın imzaladığı bir protokol ile “koruma projesi” hazırlanır.</p>
<p><strong>BURÇLAR:</strong><br />
Bedenler arasında yer alan 82 Burcun çoğu silindir biçimindedir; bazıları ise dört yada altı köşelidir. Ben u Sen ile Dicle Vadisi’ne bakan ve savunması kolay olan cephelerdeki burçlar daha çok dört köşeli ve seyrektir. Dağ Kapı ve Urfa Kapı arasında kalan ve düşman saldırılarına daha açık olan bölgedeki burçlar ise yuvarlak ve daha sıktır. Bu bölgedeki burçlar, takviye duvarlarıyla daha da sağlamlaştırılmıştır. Artuklu döneminde yapılan burçlar büyüklükleri ve işlemeleriyle diğerlerinden ayrılır.</p>
<p>Burçlar genellikle iki katlı, bazıları ise üç-dört katlıdır. Ve alt katları depo ve ambar olarak , üst katları ise askeri amaçlarla kullanılmıştır. 82 burç arasında büyüklükleri ve işlemeleri nedeniyle Ulu Beden (Evli Beden/ Ben u Sen)Yedi Kardeş, Keçi Nur, Fındık, Mervani, Kral Kızı, Akrep Burçları daha çok bilinirler.</p>
<p>Ulu Beden Burcu (Evli Beden/ Ben u Sen Burcu) ve Yedi Kardeş Burcu:</p>
<p>Surların güney bölümünde yer alır. 1208 yılında, Artuklu hükümdarı Melik Salih adına Mimar Caferoğlu İbrahim tarafından yapılmıştır. Silindirik yapısı, onu sarmalayan kitabesi ve çift başlı kartal, kanatlı aslan kabartmalarıyla oldukça heybetli bir burç olan Ulu Beden ve Yedi Kardeş Burçları plan ve bezemeleriyle birbirine benzer&#8230; Nasıl benzemesin ki?<br />
Efsaneye göre zamanın hükümdarı bir yarışma düzenler; bu iki burcun yükseldiği yerde, planlarını da kendisinin çizdiği, çok sağlam ve çok yüksek iki ayrı burç yapılmasını buyurur. Kentte bu işin üstesinden gelecek iki kişi vardır. Bunlardan biri usta diğeri de onun kalfasıdır. Ustanın düşü ustalığını bir kez daha göstermek; kalfanın düşü ise ustasını geçmektir. Usta Yedi Kardeş’ler Burcu’nu, kalfa ise Ulu Beden Burcu’nu yapar. İş bitiminde hükümdar kalfanın burcunu daha çok beğenir. Buna çok üzülen usta kendini aşağıya atar&#8230;<br />
Başka bir değişle, bu iki burç bir “düş”ün bittiği yerdir.<br />
Bir başka efsaneye göre ise, düşmanlar Diyarbakır’ı kuşatmış, günler süren çatışmalardan sonra yedi kardeşin savunduğu burç dışında tüm kent düşmüştür. Düşman Kral, uzlaşmak üzere kardeşlere bir elçi yollar. Yedi kardeşler elçiye teslim olma koşullarını bildirirler. Burcu teslim almaya bizzat kral ve komutanlar gelecek ve teslim olduklarında yedi kardeşin canları bağışlanacaktır. Kral koşulları kabul eder ve komutanlarıyla birlikte burca girer. Ancak girer girmez bir patlama olur. Yedi kardeşler barut deposunu havaya uçurmuşlardır. Patlamayla birlikte kral, komutanlar ve yedi kardeş ölüd. Kert kurtulmuştur. ..</p>
<p><strong>KEÇİ BURCU:</strong><br />
Mardin Kapısı’nın doğusunda, yontulmuş kaya kütlesinin üzerinde yer alır. Surlardaki burçların en eski ve en büyüyüdür. Yapım tarihi tam olarak bulunmayan burcun üzerinde, 1223 yılında Mervanoğlu tarafından onarıldığını belirten bir yazıt yer almaktadır. 11 kemerli bu burcun bir dönem tapınak olarak kullanıldığı sanılmaktadır.</p>
<p><strong>NUR BURCU:</strong><br />
Yedi Kardeş Burcu’nun bitişindedir. Selçuklu döneminin en güzel eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. 1268 yılında Selçuklu Hükümdarı Melikşah tarafından yaptırılmıştır. Duvarlarında kabartma halinde koşan at, aslan, geyik ve kadın figürleri işlenmiştir. Burada islam ikonografisinde ender görülen “çıplak kadın” kabartması ayrıca dikat çekicidir.</p>
<p><strong>TAŞLARA İMZA ATMAK </strong><br />
<strong>YAZITLAR:</strong><br />
Diyarbakır surları, zaman içinde kentte var olan halklara ait kültürlerin bir toplamı gibidir. Her toplum taş, yazıt ve figürlerle adeta yapılara imzasını atar. Ancak, zaman içinde oluşan yıkımlar ve yeniden inşa faaliyetleri, bu belgelerin yok olmasına, yer değiştirilmesine yada eksilmesine yol açmış&#8230;<br />
Yazıtlar, genel anlamda kenti imar eden önderleri öven, eseri yapan ustayı belirten sözcüklerden oluşur. Figürlerin ise, döneme ait inançları sembolize ettiği söylenebilir. Roma ve bizans dönemlerine ait yazıt ve figürler, daha çok Dağ Kapı’da toplanmıştır. Dağ Kapı’daki Latince yazıtın okunabilen kısmında şu sözler yazılmıştır.<br />
“Yenilmez imparator, yiğit Velantitianus ile Grantianus’un sürekli önderliği altında ve onlar zafere koşarken (&#8230;) onların dindar yönetimiyle devlet temelinde kuruldu”</p>
<p>Abbasiler dönemine ait yazıtlara daha çok Mardin Kapı ve Dağ Kapı civarında rastlanıyor. Bu yazıtlardan birinde, Anadolu’nun bilinen ilk mühendislerinden söz edilir. :</p>
<p>“Allah adıyla başlarım. Müslümanların emiri imam Cafer el-Muktedir Billah’ın emriyle Cercera’lı İshak oğlu Yahya’nın yönetiminde ve mühendis Cemil oğlu Amid’li Amhed’in gözetiminde yapıldı.”<br />
Mervani’ler döneminde ise Diyarbakır büyük bir imar hareketine sahne olur. Mervaniler genellikle köprü yapımına ve surların onarımına önem verirler. Bu dönemde halk bolluk içinde rahat yaşar, Diyarbakır önemli bir bilim ve kültür kenti haline gelir. Surlar’ın pek çok yerinde Mervanilerin onarım yazıtları ile karşılaşılır. Dağ Kapı üstündeki Mervani Mescidi bugün “Sanat Galerisi” olarak hizmet veriyor. Kapının iç kısmındaki yazıtın başlangıcında şunlar yazar:</p>
<p>“Allah’ın mescitlerini, ancak Allaha ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve Allahtan başkasından kokmayanlar doldurur&#8230;”</p>
<p>Büyük Selçuklular Dönemi’nden kalan yazıtlar ise, Selçuklu Burcu, Melikşah (Nur) Burcu, Fındik Burcu gibi burçlarda ve Ulucami’de görülür. Süslü (Kufi) yazı ile (ağaç şeklinde yazma) oluşturulan bu Selçuklu yazıtları, Türkiye sanat tarihi bakımından eşsiz bir değer taşır. Bu alıntı da Selçuk’lu yazıtlarından;</p>
<p>“Büyük Sultan, şahların şahı, Allah’ın ülkesinin sultanı ve sahibi, Allah’ın halifesinin yardımcısı; dinin, dünyanın, devletin büyüğü, milletin güzelliği Alparslan oğlu Ebu’l-feth Melikşah kendi malından yapılmasını emretti.”</p>
<p>Diyarbakır Artuklu’lar döneminde de daha aktif ve canlı bir kentsel hayata kavuşur. Artuklular bir yandan surları onarır, diğer yandan da kenti cami, saray ve medreselerle donatır. Ancak Artuklu Türkleri tarafından gerçekleştirilen “Evli Beden ve “Yedi Kardeş” burçları savunma mimarisi tarihine eşsiz birer katkıdır; yazıtları kadar figürleri de Artuklu yaratıcısı dünyanın izlerini taşır. Bu mimarlık eserlerinin tasarımını Artuklu Sultanı Melik Salih Mahmud yapmış, yapımı ise mimarlar arasındaki yarışma ile gerçekleştirilmiştir.<br />
Yedi Kardeş Evli Beden, Urfa Kapı, İçkale surları gibi pek çok yerde Artuklu yazıtları karşımıza çıkar. Bu yazıtlardan birinde şöyle denmektedir;</p>
<p>“Yapılmasını efendimiz, bilgin, adil ve mücahid kral, muzaffer ve güçlü insan, dinin ve dünyanın yardımcısı, İslam’ın ve Müslümanların sultanı Sultan Melik Salih emretmiştir.”</p>
<p>Eyyübiler döneminde de Diyarbakır Surları çok ciddi bir onarım görür. Bugün “Hindibaba Kapısı” ile “Dağ Kapı” arasında kalan burç ve bedenlerde Eyyübi’lere ait yazıtlara da rastlanır. .</p>
<p>“Eyyüpoğlu Ebubekir’in yükseklikler sahibi Sultan Melik Kamiloğlu, Müslümanların ve İslamın Padişahı, din ve dünyanın yıldızı Ebu’l-fet Eyüp Melik Salih Sultan Efendimiz aziz olsun”</p>
<p><strong>FİGÜRLER:</strong><br />
Diyarbakır Surlarını zenginleştiren figürler, ayrıntılı bilimsel çalışmalar ve yorumları bekliyor. Bu sembolik anlatımların dönemin inanç ve kültürlerini yansıttığı söylenebilir. Söz konusu figürlerin büyük kısmı ise, Selçuklu-Artuklu dönemlerine ait. Anadolu’ya gelirken İslamiyet’le tanışan Türk boylarının inançlarında Şamanizm’in izleri görülür. Bu nedenle Diyarbakır Surları’nda görülen figürlü kabartmalar, Avrasya figür sanatı ile İslam, İkonografisinin karışımı olarak yorumlanabilir. Yine de bu gizemli figürler dünyasının yeni araştırmalara kaynaklık etmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>DİYARBAKIR’I TEHLİKELERDEN KORUYAN DÖRT KAPI</strong><br />
“Böyle bir kentin kapılarından içeri girerken, insan ister istemez geçmişle bağlantı kurmakta; uzun bir yaşanmışlığın tortularını, kalıntılarını aramaktadır” Metin Sözen</p>
<p>Diyarbakır surlarında, gerek İçkale gerekse de Dışkale üzerinde dört ana kapı bulunmaktadır. Bu kapılar, kentin dış dünyayla bağlantısını sağlamak kadar, onu dışarıdan gelecek her türlü tehlikelere karşı da korumak amacıyla yapılan DAĞ KAPI, MARDİN KAPI, YENİ KAPI ve URFA KAPI’larıdır. Bu kapılar sadece askeri öneme sahip bir kenti değil, Kuzey Mezopotamya’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Diyarbakır’a giriş ve çıkışların kontrol altında tutulmasının da birer aracı olmuştur. Geçen yüzyılın başlarına kadar Sur kapıları güneşin doğuşu ile açılır, güneşin batışı ile kapanırmış. Kapılar kapanınca kimse ne içeri girebiliyor nede dışarı çıkabiliyormuş. 1853 yılında Diyarbakır’ı ziyaret eden gezgin H.Petermann’ın anılarında; güneş battıktan sonra Diyarbakır’a ulaştığı, kapıların kapalı olması nedeniyle sur dışında sabaha kadar beklemek zorunda kaldığı yazılıdır.</p>
<p><strong>KUZEY’DE: DAĞ KAPI (Harput Kapısı)</strong><br />
İki silindirik burç arasında yer alır. Kapının üzerinde Roma İmparatoruValentininaus’un Latince, Bizans İmparatoru II.Teodosius’un Grekçe kitabelerinin yanı sıra Abbasi ve Mervani dönemlerine ait onarım kitabeleri yer almaktadır. Giriş iki katlıdır ve giriş katta Mervani dönemine ait bir mescit vardır. Günümüz Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>GÜNEY’DE: MARDİN KAPISI (Bab-el Tel /Tepe Kapısı)</strong><br />
Halife Murtezid Billah’ın Amid’i fethinden sonra asilerin barınak olarak kullanılmasını önlemek amacıyla surların güney tarafında yıktırdığı bölümde yer alır. Kapı üzerindeki kitabeye göre, 909-910 tarihlerinde Halife Muktedir Billah ve veziri Ali bin Muhammed’in yardımlarıyla , Cerceralı İshak oğlu Yahya’nın idaresinde Cemil oğlu Amid’li mühendis Ahmed’in marifetiyle onarılmıştır.</p>
<p><strong>DOĞU’DA:YENİ KAPI (Dicle Kapısı yada Su Kapısı) </strong><br />
Basık kemerli ve tek girişli olan bu kapı, kenti; “Su”ya, yani Dicle’ya bağlar. Ulucami’nin Hanefiler bölümünde yer alan 1240-1241 tarihli kitabede “Su Kapısı” olarak anılır. Geçirdiği onarımlara rağmen Bizans dönemi yapısı olma karekterini korumuştur.</p>
<p><strong>BATI’DA: URFA KAPISI (Rum Kapısı)</strong><br />
Üç girişlidir. Kuzey tarafta yer alan girişin kentle, güneydekinin ise Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi ile bağlantılı olduğu söylenir. Kuzey girişi 5.yüzyıla tarihlenmektedir. Kapı üzerinde yer alan bir kitabeye göre, Artuklu döneminde hükümdar Sultan Mehmet tarafından onarılmış ve üzerinde stilize edilmiş insan ve hayvan figürleri bulunan demir kapı kanatları eklenmiştir. Diğerlerinden daha farklı ve büyük olan ortadaki kapının ise Osmanlı döneminde “Saltanat” yada “Humayun” kapısı olarak işlev gördüğü, padişahın sefer zamanlarında açılıp sonrasında örüldüğü söylenmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cekirdeksanat.com/diyarbakir-surlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atomun Yapısı</title>
		<link>http://www.cekirdeksanat.com/atomun-yapisi.html</link>
		<comments>http://www.cekirdeksanat.com/atomun-yapisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 22:12:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[alfa zerrecikleri]]></category>
		<category><![CDATA[atom hakkında video]]></category>
		<category><![CDATA[atom izle]]></category>
		<category><![CDATA[atom yapısı konu anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[atomla ilgi bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[atomla ilgi video]]></category>
		<category><![CDATA[atomun parçaları]]></category>
		<category><![CDATA[atomun tüm parçaları]]></category>
		<category><![CDATA[elektron hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[gamma ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[mseon]]></category>
		<category><![CDATA[neutron]]></category>
		<category><![CDATA[positon]]></category>
		<category><![CDATA[proton]]></category>
		<category><![CDATA[proton nedir]]></category>
		<category><![CDATA[triton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cekirdeksanat.com/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[ATOMUN YAPISI Bir atom ilk bakışta güneş sistemine benzer. Dünya ile gezegenler güneşin cevresinde nasıl dönerlerse atomlarda bir çekirdeğin çevresinde dönen elektronlardan meydana gelmişlerdir. Elektronlar çekirdeğin çevresinde inannılmaz bir hızla... <span class="meta-more"><a href="http://www.cekirdeksanat.com/atomun-yapisi.html">Read more &#187;</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cekirdeksanat.com%2Fatomun-yapisi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>ATOMUN YAPISI</strong></p>
<p><a href="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/atomun-yapısı.png"><img src="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/atomun-yapısı.png" alt="atomun yapısı Atomun Yapısı" title="atomun yapısı" width="289" height="302" class="alignnone size-full wp-image-278" /></a></p>
<p>Bir atom ilk bakışta güneş sistemine benzer. Dünya ile gezegenler güneşin cevresinde nasıl dönerlerse atomlarda bir çekirdeğin çevresinde dönen elektronlardan meydana gelmişlerdir. Elektronlar çekirdeğin çevresinde inannılmaz bir hızla dönerler. Hidrojen atomunda elektron dönüş hızı saniyede 2000 km dir. Bir atomdaki elektronların sayısı ile bunların yörüngesinin durumu atomun cinsini meydana getirir.<br />
Şimdi bir atomu meydana getiren öğeleri kısaca inceleyelim.</p>
<p><strong>1-ELEKTRON:</strong> Atom çekirdeğinin çevresinde dönen negatif elektrik yüklü zerreciklerdir. Atomdaki elektron sayısı elemanın cinsine göre değişir. Elektronların sayısı ne kadar çok olursa olsun çekirdeğin çevresindeki büyük dönüş hızlarına rağmen ne birbirlerine çarparlar ne de çekirdeğe atom çekirdeğindeki her protona karşılık bir elektron vardır. En hafif atom olan hidrojenin; 1, heyumun; 2, oksijeninde 8 elektronu vardır. En hafif olan hidrojen atomunda elektronların ağırlığı atomun ağırlığının 1/1840’ ı kadardır.</p>
<p><strong>2-PROTON :</strong> Atomun çekirdeğini meydana getiren öğelerden biridir. Elektronların tersine proton pozitif elektirik yüklü bir zerreciktir. Ağırlığı; elektronunkinden 1840 kat daha çoktur. Yalnız taşıdığı elektrik yükünün oranı elektronunkiyle aynıdır. Atomların cinslerine göre çekirdeklerindeki proton sayısıda değişir.</p>
<p><strong>3-NEUTRON :</strong> Hiç elektirik yükü olmayan zerreciklere denir. Atomların çoğunun çekirdeklerinde neutronlar vardır. Ağırlıkları protonunkinden biraz daha çoktur. Neytronların sayısı da atomun cinsine göre değişir. Serbest neutronlar atomları bombardıman etmek bakımından çok yararlıdırlar.</p>
<p><strong>ATOMUN DİĞER PARÇALARI</strong></p>
<p>Atomun, değişik durumlarda ortaya çıkan  bir çok parçacıkları vardır ki, başlıcaları şunlardır :</p>
<p><strong>Positon</strong>. – “Pozitif elektrik yüklü elektronlardır. Kozmik ışınlardan, negatif elektrik yüklü elektronlarla birlikte bulunurlar.  Aynı zamanda, atom zerrecikleriyle bombardıman edline kimi elemanlardan da positon çıkar. Bir positonun hayatı, en çok saniyenin milyarda biri kadardır. Çünkü, zıt yüklü elektron, positonu çeker. Bu çekme sonunda, her iki zerrecikte yok olur. Bunların kütlesi ise, enerjiye dönüşür.</p>
<p><strong>Meson</strong>. – İlk  kez kozmik ışınlarda keşfedilmiştir. Mesonlar, sonradan yapay olarak da elde edilmiştir. İki tür meson vardır : “Pi – meson” ile “Mu – meson”. Her türünün ağırlığı elektronlarınkinin 200 katından daha çoktur. Pozitif, yada negatif elektrik yüklü olabilirler. Megatif eletrik yüklü bir pi – meson pozitif elektrik yüklü atom çekirdeğine yaklaşırsa çekirdek onu emer. Bunun sonucu olarak da çekirdek patlar. Pi – mesonların ömrü saniyenin iki yüz milyonda kadar ancak sürer. Pi – mesonlar, bu kısa hayatlarının sonunda, mu – meson haline gelirler. Mu – mesonların ömrü de saniyenin iki milyonda biri kadardır.</p>
<p><strong>Neutrino</strong>. – Bunlar elektrik bakımından nötrdürler; ağırlıkları yoktur. Varlıkları, ancak kurumsal olarak bilinmektedir.</p>
<p><strong>Deuteron</strong>. – Bir protonla bir neutrondan oluşmuş, pozitif elektrik yüklü zerreciklerdir. Ağır hidrojen çekirdeğini meydana getirirler. Bu yüden, ağır hidrojene “deuteriom” da denir.</p>
<p>Triton. – Tritium (hidrojen isotopu), nun çekirdeğine denir. Kütlesdi, deuterondan bir fazlasıyla, üçtür. Triton zerrecikleri tabiatta bulunmaz ancak yapay olarak yapılabilirler.</p>
<p><strong>Alfa zerrecikleri</strong>. – Radyum gibi radyoaktif atomlar çevrelerine alfa zerrecikleri saçarlar. Bir alfa zerreciğinde iki protonla iki neutron bulunur. Bunlar helyum çekirdeğinin aynıdır.</p>
<p><strong>Gamma ışınları</strong>. – Bunlara “foton”da denir. Radyoaktif atomların parçalanması sonucunda çevreye yayılırlar. Bir atom bombasının patlamasından meydana gelen öldürücü ışınlar gamma ışınlarıdır. X ışınlarına benzeyen gamma ışınlarının bir cisim içine girme yetenekleri çok yüksektir. Yüksek enerjili gamma ışınları, bir metre kadar kalınlıktaki demire, yada betona bile etki yapabilirler.</p>
<p><a title="atom hakkında bilgi" href="http://www.cekirdeksanat.com/atom-hakkinda-bilgi.html">daha fazla bilgi için bu yazımızı da okuyunuz.</a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Atom parçacıkları ile ilgili daha fazla bilgi için lütfen videoyu izleyin.</strong></span></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/iNslBedeApE" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cekirdeksanat.com/atomun-yapisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atom hakkında bilgi</title>
		<link>http://www.cekirdeksanat.com/atom-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.cekirdeksanat.com/atom-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 22:06:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[atolm nedir izle]]></category>
		<category><![CDATA[atom hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[atom hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[atom hakkında video]]></category>
		<category><![CDATA[atom nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cekirdeksanat.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[atom hakkında bilgi Atom, bir maddenin özellikleri değiştirmeden bölüne bileceği en küçük parçasıdır. Atomlar çok kez molekül adı verilen grup halinde bulunurlar. Elimizle dokunduğumuz, gözümüzle gördüğümüz her şey atomlardan yapılmıştır.... <span class="meta-more"><a href="http://www.cekirdeksanat.com/atom-hakkinda-bilgi.html">Read more &#187;</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cekirdeksanat.com%2Fatom-hakkinda-bilgi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>atom hakkında bilgi</strong></p>
<p>Atom, bir maddenin özellikleri değiştirmeden bölüne bileceği en küçük parçasıdır. Atomlar çok kez molekül adı verilen grup halinde bulunurlar.</p>
<p>Elimizle dokunduğumuz, gözümüzle gördüğümüz her şey atomlardan yapılmıştır. Ancak, bu atomlar son derece küçük oludklarından, ne mikroskopla görülebilirler nede varlıkları tek tek farkedebilir. Bu yüzden, bilginler atomların varlığını yapılarını ancak özel usullerle inceleyebilirler.</p>
<p><a href="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/atom-hakk%C4%B1nda-bilgi.png"><img class="alignnone size-full wp-image-280" title="atom hakkında bilgi" src="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/atom-hakk%C4%B1nda-bilgi.png" alt="atom hakk%C4%B1nda bilgi Atom hakkında bilgi" width="322" height="281" /></a></p>
<p><strong>ATOM, MOLEKÜL VE ELAMAN</strong></p>
<p>Bir bardak suya bir kaşık şeker koyup iyiye karıştıralım çok geçmeden şeker erir suyun içinde büsbütün kaybolur. Şekeri artık gözle göremeyiz ama genede suyun içinde koyduğum yerde durduğunu biliriz. Suyu büsbütün buharlaştıracak olursak şeker gene meydana çıkar.</p>
<p>Bunun nedeni şudur: Şeker suda eriyince milyonlarca küçük zerreciğe ayrılır. Demekki şeker gözle görülmeyecek kadar küçük zerreciklerden oluşmuştur. İşte bu küçük zerreciklere molekül adı verilir.</p>
<p>Bütün cisimler molekül denen bu küçük zerreciklerden yapılmıştır. Moleküller de atomların birleşmesinden meydana gelir. Şekerin suda erimesi şeker moleküllerini hiçbir zaman bozmaz.</p>
<p>Şimdi, bir başka deney daha yapalım. Bir kaşık şekeri maden bir kap içinde ocağa koyalım. Şeker suda önce erir sonra kararıp simsiyah bir renk alır. Suda eriyen şekeri gene eski durumuna getirebilmiştik. Oysa bu kez şekerin yanmasıyla meydana gelen kara maddeyi eski haline getiremeyiz. Çünkü şekeri bu şekilde kavurmakla onun moleküllerini daha küçük parçalara bölmüş oluruz. Yanma sırasında bu küçük parçalardan bir kısmı da uçup gider. Kapta kalan kısım ise karbondur. Karbon molekülünü artık başka bir maddeye çevirmeye imkan yoktur. Çünkü karbon bir elemandır.</p>
<p>Bir elemanın atomu başka bir elamanın atomuna benzemez. Her atomun kendine özgü bir özelliği vardır. Bütün maddelerin molekülleri atomların birleşmesiyle meydana gelir.</p>
<p>Bilginler maddeleri bu şekilde parçalayarak 100 kadar elaman bulmuşlardır. Moleküller elemanlardan meydana geldiğine göre elamanların moleküllerden daha küçük zerreciklerden yapılmış olması gerekir. İşte atomlar bu elemanları meydana getiren zerreciklerdir.</p>
<p><strong>ATOMLARIN BÜYÜKLÜĞÜ</strong></p>
<p>Varlıkları ancak bilimsel deneylerle anlaşılan atomlar akıl almayacak kadar küçüktür. Atomların büyüklükleri cinslerine göre değişir. Örneğin; hidrojen atomu en küçük atomdur. Yanyana konmuş 10.000.000 hidrojen atomunun uzunluğu 1 mm ancak olur. En küçük atomlardan biri olan uranyum atomunun çapı ise hidrojeninkinden 4 kat daha büyüktür.</p>
<p>Bir damla suda 33 milyar defa milyar molekül vardır. Bu moleküller hidrojen ile oksijen elemanlarından yapılmıştır. Her molekülde ikisi hidrojen biri oksijen olmak üzere 3 atom vardır. Öyleyse bir damla su 100 milyar defa milyar atomdan meydana gelmiş demektir.</p>
<p><strong>ATOMLARIN HAREKETİ</strong></p>
<p>Maddeyi meydana getiren atomlar sürekli olarak hareket ederler. Genel olarak atomların titreşim hızı saniyede 400 metre kadardır. Bu hız sıcaklıkla ilgilidir. Sıcaklık azaldıkça atomların hızı da azalır. –273 derece de büsbütün durur. Bu ısı derecesine saltık sıfır (mutlak sıfır) denir.</p>
<p><a title="atomun yapısı" href="http://www.cekirdeksanat.com/atomun-yapisi.html">atomun yapısı</a>  adlılı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Atom parçacıkları ile ilgili daha fazla bilgi için lütfen videoyu izleyin.</strong></span></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/iNslBedeApE" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cekirdeksanat.com/atom-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>uygular hakkında bilgi</title>
		<link>http://www.cekirdeksanat.com/uygular-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.cekirdeksanat.com/uygular-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 13:51:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cekirdeksanat.com/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[uygular hakkında bilgi Uygurlar hakkındaki bilgiler, Çin yıllıkları ile Göktürk ve Uygur kitabelerinde bulunmaktadır. Uygur kelimesine çeşitli anlamlar verilmekle birlikte en kabul göreni; akraba, müttefik anlamında olanıdır.Uygurlar Çin kaynaklarında Hunların... <span class="meta-more"><a href="http://www.cekirdeksanat.com/uygular-hakkinda-bilgi.html">Read more &#187;</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.cekirdeksanat.com%2Fuygular-hakkinda-bilgi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<div>
<p><strong>uygular hakkında bilgi</p>
<p><a href="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/uygurlar.png"><img class="alignnone size-full wp-image-134" title="uygurlar" src="http://www.cekirdeksanat.com/wp-content/uploads/2011/12/uygurlar.png" alt="uygurlar uygular hakkında bilgi" width="322" height="293" /></a><br />
</strong></p>
<p>Uygurlar hakkındaki bilgiler, Çin yıllıkları ile Göktürk ve Uygur kitabelerinde bulunmaktadır. Uygur kelimesine çeşitli anlamlar verilmekle birlikte en kabul göreni; akraba, müttefik anlamında olanıdır.Uygurlar Çin kaynaklarında Hunların soyundan gösterilmekte-dir. V. yüzyılda Orta Asya’nın büyük bir kısmına yayılmış olan Töleslerin bir boyu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygurlar bu dönemde Kao-çı (yüksek tekerlekli arabalılar) adıyla bilinmekteydiler. Orhun Kitabeleri’nde ise Dokuz Oğuz adı ile anılıyorlardı.</p>
<p>Uygurlar, Orhun ve Selenga vadilerinin yerli kavimleri idiler. Bunlar Göktürk devleti kurulunca, onların hâkimiyetini tanıdılar. 630 yılında Göktürk devleti Çinliler tarafından yıkıldığında serbest kalmışlar ve bir siyasî birlik oluşturmuşlardır. Çin ise Göktürklere karşı bu Uygur birliğini destekliyordu. Bu çağda başlarında Alp İlteber ûnvanını taşıyan, Pusa isimli biri bulunuyordu.</p>
<p>Uygurlar, 681 yılından sonra, İl Teriş Kağan’ın ortaya çıkmasıyla, yine Göktürklere bağlanmak zorunda kaldılar. Bu süre içinde kendilerini toplamış olan Uygurlar, Göktürk devletinin zayıflaması ile yeni bir fırsat daha bulmuş oldular. Göktürklerin hâkimiyetinde bulunan Basmıl ve Karluk gibi Türk toplulukları ile birleşen Uygurlar, 742-43 yıllarında Göktürk Kağanı Ozamış’ı mağlûp ederek öldürdüler.</p>
<p>Uygur Devletinin Kuruluşu</p>
<p>Göktürk devleti ortadan kalkınca, 743 yılında Basmılların idaresinde yeni bir devlet kuruldu. Uygurlar bu Basmıl Kağanlığı’ nın Sol Yabgusu, yani doğu Yabgusu; Karluklar ise, Sağ Yabgusu, yani batı Yabgusu oldular. Bu yeni devlet, tam bir federal devlet biçimindeydi.</p>
<p>744 yılında Uygur Yabgusu, Basmıl Kağan’ını mağlûp ederek kendini kağan ilân etti. Kağanlık ûnvanı olarak da Kutluk Bilge Kül Kağan ûnvanını aldı. Böylece Uygur Kağanlığı kurulmuş oldu.</p>
<p>Bu kağanlık ûnvanından da anlaşılacağı üzere, Göktürk devletinin gelenek ve töreleri yeni Uygur Kağanlığı’nda da devam ediyordu. Ancak Uygurlar arasında Buda ve Mani dini gibi yabancı inanışlar yayıldıkça, Kağan unvanlarında da birtakım değişiklikler olmaya başlayacaktır. Uygur devletini kuranlar Orhun bölgesini yurt tuttukları için, bunlara Orhun Uygurları denilmektedir.</p>
<p>Kutluk Bilge Kül Kağan ölünce yerine oğlu Bayan Çur, kağan oldu. Uygurların en büyük kağanı olan Bayan Çur Kağan, unvan olarak da “Tengride bolmış, il itmiş Bilge Kağan” ûnvanını aldı. Bu ûnvanın anlamı ise, Gökte doğmuş, devlet yönetmiş, Bilge Kağan demekti.</p>
<p>Bayan Çur Kağan devri (747-759), Uygurların dört yönde genişledikleri bir devirdir. batıda Kara Türgeş devleti, Uygur hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı. Kırgız, Çik, Sekiz Oğuz ve Dokuz Tatar gibi Türk boyları itaat altına alınarak, devlet otoritesi güçlendirildi. Öte yandan yine bu devirde, güneydeki Beş-balıg, Kuça ve Karaşar gibi zengin tarım ve ticaret şehirleri de Uygur etkisi altına alınmıştır. Turfan bölgesi ile Uygurlar arasındaki ilişkiler de, yine bu devirden itibaren başlamış oluyordu.</p>
<p>Bayan Çur Kağan’ın önemli işlerinden birisi de, onun zamanında, Uygurlar arasında şehirleşme eğilimlerinin başlamasıdır. O, Ordu-balıg adında başkentleri olan bir şehir kurdurmuştur (757).</p>
<p>Diğer yandan aynı kağan, gittikçe güçlenmekte olan Tibet tehlikesini sezerek onlara karşı cephe aldı. İmparatorun isteği üzerine, Çin’de büyük bir tehlike yaratan An-luşan adlı Türk asıllı bir generalin isyanının bastırılmasına yardım etmiştir. Bu yardım sonunda yapılan anlaşma ile, Uygur tüccarlarına Çin kapıları da açılmış oldu.</p>
<p>Bayan Çur Kağan’ın Şine-usu gölü yakınında bulunmuş, Göktürk yazısı ile yazılmış olan, Türkçe bir kitabesi vardır. Bu kitabede kağan olarak yaptığı işler anlatılmaktadır.</p>
<p>Bayan Çur kağan’ın ölümünden sonra yerine oğlu Bögü Kağan oldu (759) . Bögü Kağan’ın faaliyetleri siyasî ve manevi olmak üzere başlıca iki alanda olmuştur. Siyasî faaliyetleri daha çok Çin üzerine olmuştur. Çin’de baş gösteren isyanların bastırılması sebebiyle sık sık Çin’e girilmiştir. Ancak Uygurların Çin’e girişlerinde Çin’in çeşitli bölgelerine yağma akınları da yapılıyordu. Çin’deki isyanların en önemlisi yabancı kavimlerin Tibetliler etrafında birleşmeleri sonucunda ortaya çıkan isyan olmuştur. Bu Tibet isyanı ancak Uygurlar yardımı ile önlenebilmiştir.</p>
<p>Bögü Kağan’ın manevî alandaki en büyük faaliyeti, Maniheizm dinini kabul etmesi olmuştur. Bögü Kağan, aynı zamanda bu dinin öncülüğünü de üstlenmişti. Bir tüccar ve şehirli dini olan Mani dininin kabulünün, Uygurların savaşçı ruhlarını gevşetmekle beraber, ilim, sanat ve edebiyatta ilerlemelerine katkısı olmuştur.</p>
<p>Eskiden beri Orta Asya Türk kavimleri arasında, çok geniş ve köklü bir kültüre sahip olan Çin’in zabtedilemeyeceği, bu mümkün olsa bile uzun süre elde tutulamayacağına dair yaygın bir inanış vardı. Bögü Kağan Çin’in zayıf bir anında Çin’i ele geçirmek istemişti. Ancak veziri Baga Tarkan, adı geçen inanış sebebiyle Kağan’ın bu girişimine karşı çıktı. Ancak sözünü dinletemeyince Bögü Kağan’ı öldürüp Alp Kutluk Bilge Kağan ûnvanıyla tahta geçti (779). Bundan sonraki kağanlar onun soyundan gelmiştir. Bu tarihten sonra Uygur devletini oluşturan kabileler arasında huzursuzluklar da başlamıştır.</p>
<p>Kültür ve ticaret bakımından gelişen Uygurların savaşçılık tarafları zayıflamıştı. 840 yılında, Uygurların kuzeybatı kısımlarında yaşayan Kırgızlar, 100 bin kişilik atlı kuvvetleri ile, Uygur başkentine baskın düzenleyerek kağanlarını öldürüp, halkı kılıçtan geçirdiler. Bu şekilde Bayan Çur ve Kutlug Bilge Kağan zamanında uğradıkları saldırıların intikamını korkunç bir şekilde almış oldular. Bu baskından kurtulan Uygurlar, canlarını kurtarmak için çeşitli yönlere dağılmak zorunda kaldılar.</p>
<p>TURFAN UYGURLARI</p>
<p>Kırgız baskınından kaçan Uygur boylarının önemli bir kısmı Doğu Türkistan’a göçmüşlerdir. Burada Turfan ve Karaşar şehirlerinin civarında yerleşen Uygurlar, Türk medeniyet tarihî açısından büyük değer taşırlar. Daha Orhun Uygurları zamanında, tarım ve ticaret merkezleri olan Türkistan’ın bu büyük şehirleri, Uygurların etkisi altına girmişlerdi. Bu nedenle Uygur devletinin yıkılmasından sonra, Turfan dolaylarına kaçan Uygurlar için, bu bölge güvenilir bir yer olmuştur.848 yılından sonra, kendilerini toparlayıp, varlıklarını komşularına kabul ettiren Uygurlar, 856 yılında ise kağanlıklarını ilân etmişlerdir. Bu dönemde başlarında Mengli Kağan bulunuyordu. Mengli Kağan, Uluğ Tengride Kut Bulmış Alp Külük Bilge Kağan, (bugünkü Türkçe ile; Ulu Tanrı da güç ve saadet bulmuş, kahraman, çalışkan Bilge Kağan) ûnvanını taşıyordu.</p>
<p>Kağanlık merkezî olarak Turfan şehrini seçtikleri için, kendilerine Turfan Uygurları denilmiştir. Ayrıca yazlık başkentleri olarak Beş-balıg şehrini kullandıkları için, kaynaklarda Beş-balıg Uygurları adı da kullanılıyordu.</p>
<p>Çin yönetimi, bu Uygur devletini Tibet tehlikesine karşı desteklemiştir. Uygurlar da Doğu Türkistan’da etkinliklerini artırmış olan Tibetlileri bu bölgeden çıkarmışlardır. Böylece batıdaki sınırlarını Urumçi şehrine kadar uzatmışlardır.</p>
<p>Turfan Uygurları Mani dinine inanıyorlardı . Bu dini, siyasî amaçları için de kullanan Uygurlar, dinlerini himaye bahanesiyle Çin üzerinde baskı kurmuşlardır.</p>
<p>Kültür ve medeniyet bakımından büyük gelişmeler gösterecek olan Uygurlar, 1335 yılına kadar devletlerini yaşatacaklardır. Gerek X. yüzyılda Çin’in kuzeyinde Hıtay devletinin kuruluşunda, gerekse Cengiz Han devletinin gelişmesinde, bu Uygurların, öncülük, bilgi ve tecrübelerinin çok büyük payı olmuştur. Uygurlara devlet teşkilâtında çok önemli görevler veren Moğollar, yazı olarak da Uygur yazısını kullanıyorlardı. Moğollar’ın XVI. yüzyıla gelindiğinde büyük oranda Türkleşmesinde Uygurlar, önemli rol oynamışlardır.</p>
<p>SARI UYGURLAR</p>
<p>840 yılındaki Kırgız baskınından sonra, dört bir yana dağılan Uygurların bir kısmı, güney kesimlere, yani Çin ile Doğu Türkistan arasındaki Kansu bölgesine indiler. Önemli bir ticaret merkezî olan bu bölge, meşhur İpek yolu üzerinde idi. Bu bölgede yerleşen Uygurlar, büyük bir şehir olan Kan-Cov’da yeni bir devlet kurmuşlardır. Sonradan, Sarı Uygurlar adı ile anılacak olan bu Uygurlar, bu bölgenin yerli halkı ile karışmadan kalmışlardır. Türk dili ve kültürünü uzun yıllar yaşatan bu Uygur Türklerinin torunlarına bugün bile rastlamak mümkündür.</p>
<p>Din olarak Budizm’i kabul etmiş olan Sarı Uygurlar, ticaret ve medeniyet bakımından çok gelişmişlerdir. Budislerin en kıymetli eserlerinin bulunduğu Bin Buda Mağaraları, Sarı Uygurların yaşadığı bölgede idi. Daha sonraki yıllarda İslâmiyet’i seçen ve Karahanlılar Çağında Türk-İslâm medeniyetine önemli katkılar sağlayan Uygur Türkleri, bugün de varlıklarını aynı adla, devam ettirmektedirler. Ancak bugün sayıları 20 milyonu aşan bu Türk toplulukları, Çin Halk Cumhuriyeti, Sincan Özerk Uygur Bölgesi’nde, ağır insan hakları ihlâlleri altında yaşamaktadırlar.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cekirdeksanat.com/uygular-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

